Ana sayfa > Siyaset > AnarÅŸizm > Seks-pol Yeniden
Åžuan 0 kiÅŸi konuyu inceliyor.
Seks-pol Yeniden |  brown | 23 Temmuz 2008 08:00 Çarşamba Seks-pol Yeniden
Seks-pol Yeniden
Gönül Sever
(Apolitika Sayı: 1)
(http://www.anarsi.org/arsiv.php?isl=oku&id=133&tip=1&ust=46)
Seks-pol, ilk kez Wilhelm Reich tarafından ortaya atılan bir kavram. Psikanalizle Marksizm'in sentezi peşinde koşan Wilhelm Reich, uluslararası Psikanaliz Derneğinin tutucu üyelerine karşı geliştirdiği muhalefetin bir parçası olarak 1930'larda Berlin'de yaygın olarak "seks-pol" olarak da bilinen "Cinsel Politika Derneğini" kurar.
Reich'ın temel kaygısı "özgürlüktür". Bu yüzden temel kaygısı "iktidar" olan Marksizm'in ana gövdesiyle sürekli çatışma içindedir. Kitapları Sovyetler Birliğinde de yasaktır. Görüşleri yüzünden Alman Komünist Partisinden de kovulur. Ona göre ekonomik alanda yapılan devrim yetersidir, ancak bir ilk adımdır. "Özgürlükçü" kültürü kurumsallaştıracak bir cinsel devrimle desteklenmezse bürokratlaşma kaçınılmazdır. Reich'ın bu görüşleri, Marksizm içinde Rosa Luxemburg, Clara Zetkin ve özellikle de Kollontai ile uyum içindedir. Ne ki, tümü de kadın olan bu isimler Marksizm içinde marjinaldir.
Reich ana sorun olarak cinsel dürtülerin bastırılması, yok sayılması, çok katı kurallar içine alınmasını görüyordu. Bu durum hastalıklı otoriter kişilikler yaratıyordu, "insanlar bir kez cinselliklerini dışa vurup yaşamaya başladıklarında otoriter kişilik yapıları çökecek, sağlıklı tepkiler veren insanlar da ekonomik ve toplumsal düzeni yaşamın kaynakları olan sevgi, bilgi ve çalışma temelinde yeniden inşa edeceklerdi." Batı toplumlarında sorunun artık "bastırma" olmadığı ortadadır, ama Reich'ın vaat ettiği "sağlıklı kişilikler" ve "sağlıklı toplum" ortada gözükmüyor. Reich'ın fikirleri doğrultusunda bir "cinsel devrim" 68 sonrası gerçekleşmiştir. Ancak, özgürlük sorunu daha da çetrefil hal almıştır. Cinsellik ilk kez Reich'la birlikte politik etkinliğin bir alanı olarak tanımlandı. Ancak, gerek dönemin havası, gerek ilk olmanın dezavantajı gerekse Marksistlerin ambargosu sex-pol düşüncesinin taraftar bulmasını engelledi. Derneğe gelenler de Reich'ın tanımıyla "orayı üstü açık genelev" gibi görenlerdi. Bu arada "cinsiyetçiliğe" karşı mücadele de kendi mecrasında ilerliyordu. Yukarıda Marksizm içinde Zetkin ve Kollontay'ın cinsiyetçiliğe karşı başarısız mücadelesini andık. Üst-orta sınıf kadınlar arasında da Sufrajet hareket taban buldu. Talepleri kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesinden ibaretti. Ancak gerek yalnızca kadınlardan oluşmaları gerekse işi sabotajlara kadar götüren militan bir hareket olmaları dolayısıyla feministlerin ataları olarak görülürler. Emma Goldman anarşizm içinde cinsiyetçiliğe karşı mücadeleyi başlattı ve başardı! Modern feminist düşüncenin de kurucuları arasında adı geçen Goldman'dan sonra anarşist hareket "feminist" bir karakter kazandı. Bu doğaldı çünkü anarşizm tahakkümün bütün biçimlerine karşı olmayı gerektiren bir ahlak felsefesidir ve anarşistlerin tarihselci bir bakışları olmadığından kadın sorununun çözümünü geleceğe havale edemezler. Anarşist hareket içinde hala bazı maço öğeler olduğunu inkar etmiyoruz ancak anarşist ahlak açısından "maşizm" gayrı-meşruyken "feminizm" meşrudur. Sufrajet hareketin başarısı ve kadınların siyasal haklarını almalarından sonra kadın hareketi duraklama devrine girdi. "Siyasal haklar" kadınların konumunda fazla bir değişiklik yaratmadı. (Goldman uyarmıştı) 68 başkaldırısında hem "sex-pol" hem de "kadın hareketi" patlama yaptı. Cinsel devrimle cinsiyetçiliğe karşı mücadelenin tarihi buluşmasıydı. Artık cinsiyetçiliğe karşı mücadele de "sex-polun bir parçası haline gelmişti.
Kadınlar verili cinsel kültür değişmedikçe kurtuluşun olanaksız olduğu görüşünü giderek daha fazla savunur oldular. Cinsiyetçiliğe karşı mücadele kulvarında güçlü bir hareket daha belirdi: Eşcinseller. Genel başkaldırı dalgası onları da sarmıştı ve bu ortamda "dolaplarından çıkmaya" karar verdiler. 68 Paris'inde ilk gösteri kız erkek öğrenci yurtları birleştirilsin talebiyle başlamıştı. Öğrencilerin istekleri arasında "Reich'ın kitaplarının okullarda ders kitabı" olması da vardı. Ne ki, bu flört kısa sürdü. Cinsel devrim Reich'ın çizdiği çerçevede başarıya ulaşmış ama kadınların yaşamında köklü bir değişiklik olmadığı gibi bazı açılardan durum daha da kötüleşmişti. Aile kurumunun parçalanmasının kendi başına devrimci bir anlamı olmadığı ortaya çıktı. Kapitalizm pekala ailenin işlevlerini değişik kurumlara dağıtarak da varolabileceğim kanıtladı. Çocuk yetiştirmeyi yuvalar, ekonomik dayanışmayı sosyal güvenlik sistemine, ideoloji üretimini medyaya, okul öncesi eğitimi ana okullarına devretti. Ailenin üretim işlevi zaten en başından ortadan kaldırılmıştı. Tüketici potansiyeli olarak atomize birey aileden daha çekiciydi-Ailenin tahribiyle birlikte talep artışı olan seks de bir endüstriyel patlamaya maruz kaldı. Kadın vücudu genel bir imge olarak kullanıma sunuldu. Eskiden kadın yalnızca tek bir erkeğin kullanımındaki cinsel metayken, cinsel devrimin başarıya ulaştığı oranda bütün kadınlar bütün erkeklerin objesi haline geldi. Kadın bütünüyle kuşatıldı, zorunlu çalışma düzeni içine sokuldu (üzerindeki ev işi yükü de aynen devam etti) eskiden aile içinde sahip olduğu iktidar alanları da elinden alındı.
Sex-pol'ün başarısızlığının ikinci nedeni neydi? En önemli eksiklik "cinsel devrimle" toplumsal devrim arasındaki bağın yeterince güçlü vurgulanamamasıdır. İzole bir aile eleştirisinin devrimci bir anlamı olmadığını yukarıda açıkladık. Cinsel potansiyellerin dışa vurulmasının da kendi başına devrimci anlamı olamaz. "Erkek" ve "kadın" kimlikleri aynı kaldığı sürece serbestçe dışa vurulan cinsel potansiyeller erkeğin kadın üzerindeki tahakkümünü pervasızlaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Cinsellik alanındaki ana sorun da yanlış tespit edilmiştir. Ana sorun cinselliğin bastırılması değil Foucoult'nun parlak bir biçimde ortaya koyduğu gibi egemen söyleme tabi kılarak maniple edilmesidir. Bu durumda cinsel potansiyellerin serbestçe dışavurumu "cinsel devrimin" kendisi değil olsa olsa bir ilk adım olabilir. Bu ilk adımın Avrupa'daki faturasını görünce "istemez teşekkürler" demek zorunda kalıyoruz.
Faturayı görünce feministler de haklı olarak "istemez teşekkürler" dedi. Cinsiyetçiliğe karşı mücadeleyi içermeyen bir cinsel özgürlük hareketinin devrimci olamayacağı gün gibi ortada. Öte yandan feministler de kendi açmazlarını görmek zorundalar. En önemli açmazları da anti-seksist erkeklerle ortak hareket zeminini reddetmeleridir. Cinsiyetçiliğe karşı mücadele de kendi başına devrimci olarak tanımlanamaz. Kapitalist sistem ve devlet için karar mekanizmalarının başındakilerin cinsiyet olarak erkek olmaları gerekmez. "Erkek gibi davransınlar yeter!" iktidar mevkileri için erkek egemenliğine karşı mücadele eden bir feminizm devrimci olamayacağı gibi, bazı kadınları iktidara taşısalar bile sonuçta gerek iktidar mevkilerini elde ediş gerekse mevkinin gereklerini yerine getiriş ve iktidar konumunu muhafaza ediş süreci yarışma - çatışma - tasfiye - tahakküm türünden erkek 'davranışlarını içerdiğinden erkek egemenliği kadınlar eliyle sürdürülecektir.
Çözüm "yeniden sex-pol"dür. Bu kez daha önceki hatalarını tekrarlamadan. Anarşist bir toplumsal devrim gerçekleşmeden "özgür cinsellik" yaşanamaz. Özgürlük bir bütündür ve hayatın bütününün yeniden organizasyonunu gerektirir. Kısmi özgürlük olamaz. Sorunu Marksistlerin yaptığı gibi devrim sonrasına ertelemek değildir bu. Anarşist toplumsal devrim mikro düzeyde "hemen şimdi, burada" başlar. Öte yandan toplumsal devrim projesi "özgür cinselliği" gündemine almıyorsa bir ayağı topal olacaktır. Otoriter kişilik yapıları korunarak "yeni" bir toplumsal organizasyon gerçekleşemez. Cinsellik alanını denetleyen insan ruhunu, kişilikleri ve davranışlarını da denetler. Devlet, din, medya, bilim, tıp gibi otoriter kurumların bu alana ilgisi nedensiz değildir. "Cinsel devrim'in devrim adını hak edebilmesi için bu kurumları hedef alarak yaygınlaşması gereklidir. Gerek Reich'ın gerekse 68'lilerin hatası "bastırma"nın, geleneksel formda tutucu baskıların ortadan kalkmasının "özgür" bireyleri yaratacağını ve bu bireylerin "yeni" bir hayat kuracağını ummalarıdır. Yapılan bir tür indirgemeciliktir. Psikolojik süreçler toplumsal yaşamın ana belirleyicisi olarak sunulmaktadır. Bu doğru olmadığı gibi, alan da doğru tahlil edilmemiştir.
"Seks-pol"ün kapsamı nedir ve hangi güçlere dayanılarak hayata geçirilecektir. Kilit sorun cinsiyetçiliğin tasfiyesidir. Otoriter cinsel ahlak da büyük ölçüde cinsiyetçilik temelinde yükselir. Her alanda olduğu gibi bu alanda da tahakkümden acı çekenler ön plandadır. Kadınlar, eşcinseller ve gençler. Öte yandan anti-seksist erkekler de hareketin bir parçasıdır. Reich'ın yaptığı hataya düşmüyoruz. Seks-pol'ü bir programa hapsetmeyeceğiz. Türkiye coğrafyasında hepsi de hayati öneme sahip bir dizi mücadele alanı var seks-pol kapsamında. Başlık parasından genel evlere, cinsel tacizden bekaret kontrolüne hemen hepsi haftalık haber dergilerinde ıcığı cıcığı çıkarılmış, ama örgütlü bir seks-pol hareketi olmadığından gündelik hayat içinde olagelmeye devam eden bir dizi sorun. Seks-pol örgütlenmesinde her biri kendi bağımsız örgütlenmesine sahip kadın inisiyatifleri, eşcinsel inisiyatifleri ve anti-seksist erkek inisiyatiflerinin birlikte hareketini öngörüyoruz.
Anarko-feministlerin Duygu Asena türü feministlerle birlikte yapabileceği hiçbir şey yoktur. Tam tersine bu tür feministlere karşı mücadeleyi erkek egemenliğine karşı mücadelenin bir parçası olarak görüyoruz. Bize göre Duygu vajinası olmasına rağmen toplumsal konumu itibarıyla bir "er-kek"tir. Keza kaymakam olmak isteyen ama engellenen (vah vah) kadınlarla dayanışmayı da hiç düşünmüyoruz: Mücadelelerinde başarılı olurlarsa gözlerini oymayı düşünebiliriz. Öte yandan anti-seksist erkekleri yoldaşımız olarak görüyoruz. Bu yoldaşlık yalnızca anarşizm bağlamında değil seks-pol bağlamında, cinsiyetçiliğe karşı mücadele bağlamında da bir yoldaşlıktır. Buradan feminist eleştiriyi anarşist harekete taşımayacağız anlamı çıkmaz. Tam tersine en ciddi işlevlerimizden biri bu olacak.
Sonuç: Å?imdilik bir sonuç yok. Bu bir baÅŸlangıç yazısı, seks-pol tartışmalarına baÅŸlangıç yazısı. Sonuca hep birlikte ulaÅŸacağız.
|  CoSmiC EcHoeS | 23 Temmuz 2008 10:00 Çarşamba Ynt: Seks-pol Yeniden
Yazının sex-pol merkezinde olması güzel ama kendi propaganda nesnesine dönüştürülerek sürüyle yanlış yargıya varılmış. Son derece hatalı değerlendirmeler ve çelişkiler mevcut.
Öncelikle Reich in psikolojiyi elit kesime hitap eden kesimden çıkarıp emekçi kesime ulaştırmak amacıyla kurulmuş bu derneğin aileye karşı bir ideolojisi mevcut değildir. Mevcut geleneksel aile yapısını eleştirir ki bunu bütün modern psikologlarda yapmaktadır.
İkincisi Reich in emek demokrasisi kavramı dahilinde marksizm ile uzlaşmak gibi bir derdi de olmamıştır. Gençlik dönemlerinde marksist örgütlerle ilişki içinde olması Reich in bu konuda sürekli yanlış etiketlendirmeler ile anılmasına neden olmakta,yöntemi maks-freud sentezi gibi sunulmaya çalışılarak iki bakış açısına karşı olan pratiğe dair eleştirilerinin önemi de kavranamamaktadır.
Reich hiç bir zaman batıda cinsel özgürlüğün insanları özgürlüğe ulaştıracağını söylemedi. Aksine bu çeşit sloganist ve üretken eylemden ziyade vaadlere dayalı bakış açısının tersine çok daha zararlı sonuçlara götürteceğini yapıtlarında sıklıkla tekrarlama ihtiyacı hissetmiş, çalışmalarını da aynı nedenlerle medyadan uzak tutmaya özen göstermiştir. Dahası Reich e göre batı dünyasındaki özgürlük anlayışı temelinden itibaren sakattır. Hatta bu sakat anlayış her türlü sömürgeciliğin, tahakkümün,güç istencinin de baş nedenidir. Yukarıdaki yazıda geçen tespitler bu açıdan son derece yersiz olmakta, Reich in çabaları popülist bakış açısıyla yargılanmakta,sonrasında ise teşekkür edilip sözde yeni yöntem önerilmekte ve komik olmaktadır.
Å?urası açık ki birtakım ideologların ya da yazarların Reich i kutsamasının yarattığı bu tür indirgemeci yanılgılarla ilk defa karşılaÅŸmıyorum. Bunun nedeni Reich in okunmaması, okunduÄŸunda da anlaşılamaması sorunudur. Çalışma ve yapıtlarında bugün dahi yeni yeni ortaya çıkan bazı bilimsel gerçeklerin altını tüm ayrıntılarıyla çizmiÅŸ olan Reich, maalesef deÄŸer verildiÄŸi oranda yanlış aktarılarak deÄŸerden düşürülmeye çalışılmaktadır halen.
Reich in aileyi eleştirdiği nokta ailenin toplumun ve bireyin önüne çıkarılması,çiftler arasındaki oluşan travmaların kurumsal aile yapısı nedeniyle daha da büyük çıkmazlara yol açmasıdır. Ayrıca ilginç bir nokta da şudur ki Reich in aileyi eleştirdiği söylemi çok saçmadır çünkü aslında tüm toplumsal kurumları eleştirmiş,aile de bunlardan nasibini almıştır. Ancak yukarıdaki yazıda sanki sadece aileyi eleştirmekle yetinilmiş,insanları seviştirirsek anında toplum sağlığına kavuşacak demiş gibi birtakım absürd sonuçlar çıkarılmaktadır. Daha da komiği,feminist hareketin kendi iç çelişkileri kullanılarak yazıda muhafazakar bir üslup takınılarak şark kurnazlığına yatılmış,batı sanki doğudan daha kötü bir durumda gibi gösterilerek kapitalist ekonomik süreçlerin çelişkileri üzerinde hiç durulmadığı gibi,fatura sex pol e kesilmiştir. Oysa sex pol başarısızlıktan değil,marksistlerin ve milliyetçilerin baskısıyla kapatılıp yayınları yakılmış ve kısa sürede topladığı verilerle birtakım sonuçlara ulaşabilmiştir.
Diğer bir yanlış aktarım. Sex-pol ü üstü açık genel evi gibi göstermeye çalışan zamanın çıkışta olan partisi nasyonal sosyalist partinin görüşüdür. Marksistler ise Reich i karşı devrimcilikle suçlayadursunlar, 1930 larda yazdığı yazılarda değindiği gibi ekonomik çıkmazdan kendileri ve işçi sınıfı değil Nazi ler yararlanmıştır. Reich faşizmin işleyişini de çok önceden kitle psikolojisine dayalı tespitleriyle göstermişti. Başarısızlığı onun başarısızlığı değil, hala kurtuluşu derneklerde sloganlarda gören anlayışın başşarısızlığıdır. Ayrıca da sex pol e kısa sürede üye olan 20 000 kişi hem marksistlerin hem de nasyonellerin korkusuna neden olmuştur. Reich bu durumu insanların en büyük sorunları bu konuda hissettikleri için hemen anladıklarını ve samimi şekilde konuşabilecekleri hiç bir yer olmamasını sebep olarak gösterir. O toplantılarda ayrıca toplumdaki cinsel sorunların gösterilenin çok daha ötesinde olduğu gerçeğiyle de yüzleşilmiştir.
Toplumsal devrim olmadan cinsel özgürlük olamaz sözü Reich in bizzat toy luk döneminde kaleme aldığı "Gençliğin Cinsel Mücadelesi" adlı eserinin sloganıdır. Bu yapıtı yazarken henüz marksizmin çelişkilerinin tam ayrımında olmadığını ve suçu topluma atmaya meylettiğini sonraki yapıtlarında itiraf eder. Dolayısıyla da sex pol ün bu noktada bir hatasından bahsedemeyiz derneğin kuruluş amacı toplum sağlığıdır salt ideolojik değildir. Reich in Freud ile arasının açılma nedeni de zaten budur. Yani tüm uygar bireyler hasta ise toplum da hasta olacağına göre toplum sağlığı için birşeyler yapılmalı ve sakınılmamalı der Reich. Oysa uluslararası ruh çözümcüleri derneği ve Freud aynı kanıda değildir üstelik Freud orgazmın fışkırma yani salt boşalmayla ilintili olduğunu zannetmekte, Masters & Johnson Reich in ölümünden sonra onun teorisini tekrar test edip onaylayana kadar uluslararası ruh çözümcüleri de doğal orgazm tepkisini bilmemektedirler.
Dolayısıyla da güncel feminist hareketin,eşcinsellere özgürlüğün, sex pol ile bir ilgisi bulunmamaktadır. 68 hareketleri içinde Reich in öneminin arttığı doğrudur ancak Reich bunun da ergeç olacağını zaten söylemekte,insanların kendilerine karşıt birtakım dizgeler içinde kendi kendilerini bastırarak yaşamayacağını söylemiştir.
Sex pol ün programı başlangıçta işçi sınıfındaki yani Reich in değiştirdiği ve işçi sınıfından öteye genişlettiği emekçi sınıfın sosyal sorunlarını anlamak, toplumun temel kitlesinin nasıl düşündüğünü ve nasıl karar verdiğini görmektir. Sonrasında emek demokrasisi olarak geliştirilen bu programda Marksist ideoloji ya da anarşist bakış açısı yoktur. Bu noktada Reich in anarşizme daha yakın durduğu izlenimi yaygın olsa da, bunun nedeni ruh hastalıklarınla birlikte yüceltilmniş cinselliği ve bu bireylerin neden olduğu otoriter anlayışları reddetmesidir. Reich toplum sağlığına kavuşturulmadan bireyin cinsel özgürlüğüne kavuşabileceğine imkan vermez. Hatta görece daha sağlıklı bireylerin uygar dünyada görece daha uyumsuz olduklarına dair sayısız kanıta sahiptir. Orgazm tepkisine kavuşturulmuş bir birey eğer ruhsal bedensel bütünlüğü içinde radikal kararlar alamazsa ve toplumsal şarlarca engellenirse yine topluma uyum sorunu yaşayacaktır bunu da sık sık dile getirir.
Reich in söylemleri dahilinde batı toplumları ile doğu toplumları arasındaki farkı da dile getirelim. Hiç bir fark yoktur. Erkeklerin saldırgan tacizci olması ile kadınların aşırı sakınımlı çekinik davranması Orgonomik perspektifte aynı hastalığın farklı cinsiyetlerdeki bastırılmış olan eşcinsel tepkili dışa vurumudur. Aynı şekilde batı toplumunun cinselliği kullanışı ile doğunun bastırışı da buna benzerdir ve ikisi de sağlıksızdır. Asyanın geleneksel toplumları muhafazakardır ve aileye tutunurlar ancak bilinçaltları felakettir ve bireyleri fırsat düşkünüdür. Batı toplumları cinsel gösterişe meyillidir herşeyi kabul edebilirler ancak salt boşalma odaklı iş bitirme odaklı yaşarlar asla tatmin olmazlar yaşadıkları şey yozlaşmış cinsel oyunların ötesine pek geçmez. Dolayısıyla sağlıklı üretken kişi bunların ikisiner de dahil olmadığından ne bu özgürlüğü tatminsizliği ile yüzeyselleştirir,ne de kendi cinsel arzularını bastırıp bilinçaltı yolundan sapmış düşlere dönüştürmediği için duyumlarından korkup suçluluk duyar.
Reich in 30 lu 40 lı yıllarda eleştirdiği batı stili aile tipi ise bugün ülkemizde ortaya çıkmaya başlamıştır. Dolayısıyla batı ve doğu karmaşası içinde global dünyada en büyük sorunlarla da yüzyüzedir. Kadının objeliği ise ataerkil sistemin en başından beri gelişen bir durum olduğundan onu ortadan kaldırmak için sex pol ü ideolojilere yamamak hiç bir çözüm üretmez. Böyle bir dernek çalışması olacaksa insanların cinsel sorunlarını medyadan uzak, ancak utançtan arındırmak içinde toplu çalışma uygulamaları biçiminde slogan barındırmayacak şekilde ciddi olarak örgütlemek gerekmektedir. Başlangıcından itibaren ve korku ve karalamalarla yine bu yüzden gözden düşürülen sex-pol ün amacı da budur. O çalışmayı hakkıyla yürütebilecek yürekli insanlar olmadığından indirgenerek genel kabul görecek popülist eleştiriler dahilinde birtakım ideolojilerin propaganda aracı haline gelmesinin sebebi de maalesef budur.
Sex-Pol: Cinsel siyaset: Bunun anlamını kavramakla baÅŸlanmalı önce eleÅŸtiriye gelmeden. Bu bir parti iÅŸi,dernek iÅŸi,ideolojik propagandas,slogan yarışı,özgürlük istemi haykırışları deÄŸildir. Reich in düşüncesini anlamak da kolay deÄŸildir. Reich toplu çalışmalarda cinsel hayatın ve bozuklukların bireysel yaÅŸamdaki ve bu bireylerin toplu yaÅŸamındaki dışa vurumlarının en net özeti olduÄŸunu keÅŸfettiÄŸi günden beri cinselliÄŸe cinsel kimlik ötesinde bir anlam biçmiÅŸtir. Cinsellik doÄŸal yollarla olmadığında ve dolayısıyla tam doyum saÄŸlamadığında en fazla hastalığa ve davranış bozukluÄŸuna neden olan temel dürtüdür. Organizmanın metobolik direnci,hücre yenilenmesi,enerji alışveriÅŸi bozukluklarının teÅŸhisinde en rahat gözlenen tepkidir. Çünkü cinsel duyum aynı zamanda ruh denilen canlının duyumsal algılarının, 5 duyu organının, tüm kas iÅŸlevlerinin ve yaÅŸam enerjisinin tamamının iÅŸbirliÄŸine girmesini gerektirir. Bir hareketinden ötürü kiÅŸiyi hasta ya da saÄŸlıklı olarak niteleyip eleÅŸtiremeyiz bu da hatalıdır. Ancak kiÅŸinin bunun farkına varması zordur. Oysa cinsel tatminde eksiklik hissediyorsa mutsuz olur ve krtonikleÅŸmesi onu sürekli rahatsız eder. Bu da onun davranış bozuklukları barındırdığına ve yardıma ihtiyacı olduÄŸuna dair bir gerçektir. Dolayısıyla baÄŸlarından ayrılmadan bu bireyin özgürce düşünebilmesi ve davranması mümkün deÄŸildir. Bunu bireye eÅŸ bulup iliÅŸkiye sokarak yapamayız böyle birÅŸey mümkün olsa kiÅŸi daha da kötü hissedecektir. Tıpkı çoÄŸu genç kızın ilk deneyiminde haz dan çok kaygı,hayal kırıklığı ve acı yaÅŸaması ve giderek bu durum devam ederse cinsellikten dolayısıyla da kendinden ve hayattan soÄŸuması gibi. Telkin e yer yoktur cinsel siyasette. Slogan a da yer yoktur. Özgürlüğün nasıl olacağı anlatılmaz özgür birey nasıl olmalı dersleri verilmez. Orgazm reçetesi sunulmaz böyle birÅŸey mümkün deÄŸildir, hatta bilinçli sex, düşünsel ve yöntemsel sex orgazmın karşıtıdır. Zirveyi düşünen adam daÄŸcı olamaz ve oraya çıkmadan yorulup düşer, gibi. Cinsel siyaset sürekli hasır altı edilen insan iç dünyasının ve özel yaÅŸamının iÅŸbirliÄŸi içinde iyileÅŸtirilerek bireylerin kendi mutlu kararlarını alabilmesine dair çalışmaların toplamıdır. Buradaki siyaset terimi toplumun cinsellikten utanç duyan,korkan, çekinen yapısını kırmaya yönelik olmalıdır. Bu resesif psikolojik durum kırılmadıkça otoritenin mutlakiyeti de sürecektir çünkü cesareti kırılmış bireyler kendi kararlarını alma yürekliliÄŸi gösteremeyecek kendilerini yönetenleri gerektiÄŸinde acımasızca eleÅŸtiremeyecektirler. Bugün için emek demokrasisinin yaratılamamasının önündeki engel de toplumdaki pasif bireylerin yoÄŸunluÄŸudur. Etkin ve nitelikli siyasetler onların ilgisini çekmez magazini ve pornografiyi daha çok severler. Kurulacak derneÄŸin de bu hale gelmemesi için sonuç bildirgeleri dışında kati surette yazılı ve görsel medyadan uzak tutulması ÅŸarttır. Bunun nedeni sansür deÄŸil, kiÅŸilerin özel ve fikir hayatının özerkliÄŸinin saÄŸlanmasıdır. Å?imdilik yukarıdaki yazı baÄŸlamındaki eleÅŸtirilerim ve önerilerim bu kadardır. |  brown | 23 Temmuz 2008 10:00 ÇarÅŸamba Ynt: Seks-pol Yeniden
Cinsel siyaset sürekli hasır altı edilen insan iç dünyasının ve özel yaşamının işbirliği içinde iyileştirilerek bireylerin kendi mutlu kararlarını alabilmesine dair çalışmaların toplamıdır. Buradaki siyaset terimi toplumun cinsellikten utanç duyan,korkan, çekinen yapısını kırmaya yönelik olmalıdır. Bu resesif psikolojik durum kırılmadıkça otoritenin mutlakiyeti de sürecektir çünkü cesareti kırılmış bireyler kendi kararlarını alma yürekliliği gösteremeyecek kendilerini yönetenleri gerektiğinde acımasızca eleştiremeyecektirler. Bunu yapmak için de, cinsiyetçiliği yıkmak gerekmez mi? Sen de, esas sorunun, cinselliğin hasır altı edilmesi (bastırılması) olmadığını, insanların kendilerini mutlu edecek kararları alamamaları olduğunu söylüyorsun di mi? Mutlu edecek kararları alamama nedenleri de, baskı. Mı? ( Ayrıca, eleştirin, yazıdan daha uzun olmuş, yani ofsayt.  ) |  CoSmiC EcHoeS | 23 Temmuz 2008 12:00 Çarşamba Ynt: Seks-pol Yeniden
Evet gerekir ve evet öyle düşünüyorum kısmen. Ancak ben yazıda sözü geçen sex pol konusundaki yanlış düşünceleri de kabul edemem onları anlattım uzun uzun. Reich binbir karalamayla kanıtsız ve küçük düşürücü suçlamalar ve medya kampanyaları ile öldürülmüştür. Halen bunları görmezden gelip, eleştiri noktasında Reich ne demiş bilinmeden ve onun eleştiri odakları es geçilerek sözde birtakım dersler çıkarılmış gibi sex pol üzerinden bu şekilde bir kadın hareketi ve cinsel siyaset reformizmine soyunulmuş gibi bir üslup kullanılmış olmasını yadırgadım ve popülist buldum. Yoksa cinsel ayrımcılık ve hakim iddeolojilerin cinselliğe bakış açısı içersinde kadının metalaştırılması konularında bir itirazım yok. Ancak bu noktada bile erkeklerin herşeyin farkında olduğunun da düşünülmemesi gerekir. Yani kadının uyaran olarak sürekli çeşitli şekillerde önüne sunulmasının suçlusu da bireysel cinsel kimlik açısından erkek cinsi değildir. Bir kadın nasıl baskı altındaysa erkek de ona karşıt olarak sürekli cinsel uyaranlara karşı tepki göstermek zorunluluğu ile yetişir. Baskı aynıdır ancak erkek ve kaındaki yansımaları da birbirine karşıt tepkisellikler içersinde gelişmektedir. Basit olarak anlatırsak, kız çocuğuna eteğini ört diyen zihniyet ile erkek çocuğuna pipini göster diyen zihniyet aynıdır. Dış görünüş açısından bu erkek hazları merkezli cinsel suistimaller ve kadının bastırılması olarak gözlenir. Ancak karşı tarafta da güven sorunu ve rekabet yolundan sapmaktadır. Aslolanın ne kız çocuğunun bir yeri görünecek diye utandırılmaması ve cinsel nesneye dönüştürülmemesi gerektiği gibi erkeğin de pipisinin peşinde koşturulmaması gerektiğidir. Ancak toplum sürekli olarak çizdiği erkek ve kadın profillerinde bu çapraşık durumu yeniden üretmekte ve devam ettirmektedir. Dolayısıyla iki cins de türlü güvensizlikler ve kaygılarla yaşadığından ergenlik bunalımlı geçmekte,cinsel dürtüler doyurulma ihtiyacı hissettiğinde ise daha da büyük sorunlar ortaya çıkmaktadır. Ne yaptığından emin olamayan,kararlarını topluma göre alan sosyal kaygılar içindeki böyle bir kitle kendi dürtüsel gerçeklerinin farkına varmadan fikirsel açıdan ne yığılırsa yığılsın hiç bir değişiklik gösteremeyecektir. Bu nedenle bazı profesörler hala öküz olmayı sürdürürken ve o öküzlükle profesör olabilirken eğitimsiz dağ köylüleri içinden de bilgeler, evrensel düşüncelere sahip insanlar çıkabilmektedir. Olgu zaten çift taraflıdır ve feminist hareket de dahil herkes kendi özeleştirisini yapmalıdır. Bu noktada feminist hareketin erkek türünün üzerinde oluşturulan uyarıcı etkinliği görmezden gelerek salt kadının uyaran olarak metalaştırılmasına odaklanması olumsuz bir çaba olacaktır. |  brown | 24 Temmuz 2008 02:00 Perşembe Ynt: Seks-pol Yeniden
Reich hakkında birÅŸey bilmiyorum. Teorik olarak hemen her konuda zayıfım. Yazı kendi içinde tutarlı geldiÄŸi için almıştım. Gördüğün eksiklik, yanlışlık, kendine yontma durumlarını düzeltmene sevindim cidden. Kimseciklerin, feminist bile olsalar  , danışıklı dövüşüne alet olmayalım. Å?u biraz ilgimi çekti ; feminist hareketin erkek türünün üzerinde oluÅŸturulan uyarıcı etkinliÄŸi görmezden gelerek salt kadının uyaran olarak metalaÅŸtırılmasına odaklanması olumsuz bir çaba olacaktır. Kampanya, "cinsel meta olarak kadın" baÅŸlığının yanında, cinsel uyaran olarak kadın, cinsel uyarılan olarak erkek, erkeÄŸin irade yoksunluÄŸu, uçkuruna düşkünlük , pipiden tavana asma pratikleri gibi baÅŸlıklarda da mı yürütülmeli? Özür. Son 3 maddeyi sonra yazacaktım aslında. Feministlerin, kadının metalaÅŸtırılması yanında, bu metalaÅŸtırılmanın erkekler üzerindeki kötü etkisi konusunda da çalışmasını mı istiyorsun? Bunu neden erkekler yapmıyor? Durumu birebir olarak yaÅŸayan onlar. Çok memnuniyetsiz deÄŸiller mi acaba? Mesela kardeÅŸim, arkadaÅŸlarıyla , bir eski manken var adını vermeyeyim , X diyeyim, ama harbiden çok çekici ve çok kadın kadın. Plastik bebek gibi deÄŸil. BaÅŸka bir ÅŸey bu. Neyse. Å?ey diyorlar, buna tecavüz etsek, hakim de baksa ve maÄŸdurun X olduÄŸunu görse bizi, nefsi müdafaadan serbest bırakır üstüne de aferin der. Diyorlar. Durum böyle mi? Cidden arzular ÅŸelale. Frenlemek çok zor. Ama ÅŸikayetinizde samimi misiniz? Samimiler mi? Yani aslında sana hitaben yazmak istemiyorum Cosmic Echoes, ama öyle çıkıyor elimden, soyutlayamıyorum. |  CoSmiC EcHoeS | 24 Temmuz 2008 09:00 PerÅŸembe Ynt: Seks-pol Yeniden
Biraz abarttın durumu. Ben feminist hareketin kadının metalaÅŸtırılması sorununa deÄŸinirken bunun diÄŸer yüzünün görünmesini engellediÄŸini öne sürüyorum. Aslında bunu kendi aÄŸzından kaçırarak sen de söylemektesin. Å?u cümle hiç bilimsel deÄŸil; "Çok memnuniyetsiz deÄŸiller mi acaba?" Aslında pek memnun sayılmazlar. Kadın sorununun ele alınabilmesinde varolan avantajı ÅŸiddet sorunudur. Å?iddet net olarak etkide bulunan ve ÅŸiddete uÄŸrayanı çaresiz kıldığı için kadın üzerindeki baskı da günümüzee dek bu örneklerle ve yine ÅŸiddet içerikli cinsel suistimaller yoluyla kendine bir mücadele alanı çizmek zorunda kalmıştır. Ancak maalesef erkek cinsi ne cinsel sorunlarının,ne ne derece cinsel içerikli oyunlar ve enformasyonlarla kukla haline getirildiÄŸinin farkında deÄŸildir o kadar. Hemen hemen hiç bir erkek cinsel sorunlarından bahsedemez. Uygar toplumdaki en büyük cinsel sorunlardan biri erken boÅŸalmadır örneÄŸin ve erkekler maalesef ileriki yaÅŸlarda prostat olmalarına neden olan kendilerini tutma yoluyla boÅŸalmayı geciktirme yöntemini geliÅŸtirirler,hatta yine maalesef piyasada bu iÅŸe yarayan ilaçlar prezervatifler satılmaktadır. Bir erkeÄŸin ilerideki üregenital rahatsızlıklarına iki önemli hata neden olur. Biri boÅŸalmamak için kendini tutmak zorunda kalmak (iki kiÅŸinin de mutluluÄŸu için mecbur kalınmaktadır, çünkü bu aşırı uyarılma ve aniden yüzeysel boÅŸalma durumu kadınlarda o kadar yaygın olmadığı gibi, kadınlar iliÅŸkiye devam edebilmektedir boÅŸaldıktan sonra) İkincisi gebeliÄŸi önleyen araçlara güvensizlik ve konsantrasyon bozukluığu nedeniyle iliÅŸkinin tam sonunda dışarı çıkma. Bu son derece saÄŸlıksız durumlardan iki örnektir ve toplum saÄŸlığı uzmanlarınca da, psikologlarca da nedense hiç üzerinde durulmaz. DiÄŸer maÄŸduriyet noktasına gelince. Bu konuda feministlere görev düşüyor demiyorum. Ancak feminist harekette sürekli olarak ahlaki bir söylem seziyorum. Erkeklerin uçkuruna düşkünlüğü, tecavüze yeltenmesi sorunu. Bu durum erkeklerin genel olarak ahlaksızlığından mı kaynaklanıyor acaba? Buradaki tek sorun kadının aynı ÅŸekilde bir erkekle zorlama yoluyla cinsel eyleme giriÅŸememesidir. (Neyseki doÄŸal ilkel kabilelerde yaÅŸamıyoruz onlarda erkekler bilinçli fantazi ve enformasyon olmadan kolayca uyarılabildiklerinden ve kontrol edemediklerinden sahalarına giren yabancı genç erkeklere hoyratça tecavüz eden kadınlarda mevcuttur.  ) Yani buradaki asıl sorun sadece erkeÄŸe tanınmış cinsel özgürlük deÄŸildir aslında öyle bir durum da söz konusu deÄŸildir. Olayın temelini şöyle açıklayalım. Ergenlik dönemi ve öncesinde erkekler ve kızlar her yerde ayrı tutulurlar. Asla ne birbirlerini tanıyabilirler ne de doÄŸal bir arkadaÅŸlık kurabilirler. Ergenlikten sonra kardeÅŸin ve arkadaÅŸlarının aniden kadınlara ilgi duymaya baÅŸlaması da tehlikeli birtakım düşüncelere neden olur. Onca zaman sürekli uzaktan izleyip merak ettikleri karşı cinse karşı toplum eyleme geçme emri verir erkeklere. Her yerde bununla ilgili yayınlar mevcuttur. Tamamı bilinçaltını hedef almaktadır. Kadınlara verilen emir ise erkeklere karşı sakınımlı olmaları ve aralarından en insan olanını bulup aile kurmasıdır. Bu durumun baÅŸka zararları da vardır. Birçok kadın yani aşırı geleneksel yaÅŸamayan kadın hem kendini sakınır,hem de cinsel açıdan doÄŸru dürüst hiç birÅŸey bilmediÄŸi için erkeÄŸin bu konuda deneyim sahibi olmasını ve kendisini mutlu etmesini bekler. Bunu direk söylemeselerde her zaman genel olarak düşüncelerinde hakimdir. Güçlü erkek imajını aynen kabul ederler ve onlara ilgi duyan erkekler üzerlerinde oluÅŸturulmuÅŸ bu türden saçma kompleksler nedeniyle güçlü olmak için birtakım arayışlara yönelirler. Yani ataerkil düşünce sisteminin adı sadece çıkış noktasında eril olup, sürdürülme noktasında her iki cins tarafından da kabul edilmiÅŸ durumdadır. Erkek profilini çizen erkekler deÄŸildir tek başına. Feminist hareket ise genellikle bu noktada trajik örneklerden hareketle eylem planları yapmakta, zaten kafası karıştırılmış bir yığın erkeÄŸin suçluluk duygularını harekete geçirmektedir. Bu bir nevi pasif direniÅŸtir ve pratikte pek bir iÅŸe yaramaz. Daha tutarlı olabilmesi için kadın hareketinin kadınlara bağımlı olmaktan çıkarılıp toplumsal açıdan bir sorun olarak cinsel suistimallere iki yönden de yaklaÅŸması gerekir. AntikçaÄŸ da olsaydık aynı suistimallere genç erkeklerin de yaygın biçimde uÄŸradığını görecektik ve üstelik bu karşı cins den deÄŸil kendi cinsibnden geliyor olacaktı. Yani buradaki suistimal sorununun kökeninde hak eÅŸitsizliÄŸi sorunları mevcuttur. Olayın kökeni ekonomi politik sisteme kadar gitmektedir. Suistimale uÄŸrayan bireyin cinsiyetinin kadın olması olgunun kadın sorunu olarak görülmesine bahane teÅŸkil etmez. Çünkü olaya sadece kadın metalaÅŸtırılması olarak bakarsanız sadece tecavüze ve tacize uÄŸrayan kadınları izole edebilir,koruyabilir ancak onların özgürce güvende yaÅŸamalarını saÄŸlayamazsınız tüm erkekleri kodese tıkmanız gerekir bu durumda çünkü. Olgu cinsel metalaÅŸtırılmadır. DoÄŸru söylem ile cinselliÄŸin metalaÅŸtırılmasıdır. İlginç bir noktadan örnekle yanıltıcı anlayışın iki yüzlü ahlaksal tahakküm yaratan kökenine bakalım. YaÅŸamını cinselliÄŸini satarak kazanan kadınlara fahiÅŸe denilir. Onları pazarlayana da pezevenk denir. Peki yaÅŸamını cinselliÄŸini satarak kazanan erkekler nerededir? Porno sektörü bunlarla da doludur ancak meta olarak kadınlar görünmektedir. Bunun nedeni toplumun kadın cinselliÄŸine olan olumsuz bakış açısıdır. Kadın kullanılır,kadın maÄŸdurdur, kadın düşürülmüştür vs. Ancak bu noktada tamamen zorbalıkla mı olmaktadır bu durum daima? Yoksa para kazandıran bir sektör olduÄŸundan mıdır? Bu sektörün varlığını saÄŸlayan talep sadece erkeklerden mi gelmektedir? Böyle bile olsa ki deÄŸil, bunca insanın parayla iliÅŸki aramasına pornoya yönelmesine sebep nedir? Sebep son derece açıktır. Uygar toplumda cinsellik en büyük silahtır ve her iki cins de bu silahla çeÅŸitli ÅŸekillerde yönlendirilmektedir. Çünkü iki cinsin de sevgisiz yaÅŸayamayacağı aÅŸikar olduÄŸundan bir yandan ahlak pompalanırken bir yandan da onu haklı çıkaracak malzemeler ve sektörler iÅŸletilir. Ama asla gençlerin özgür seçimleriyle cinsel bir hayat yaÅŸamalarına izin verilmediÄŸi gibi kutsal aile,gelenek görenek ile konuÅŸulmasına bile izin verilmez. Kadınlar daha önceki cinsel maceralarından bahsedecek olursa etiketlenir,erkekler bahsedecek cinsel maceraları yoksa etiketlenir. Bu noktada toplumun kadın cinselliÄŸini de erkek cinselliÄŸini de ahlaksal gerekçelerle farklı ÅŸekillerde bastırdığını görmekteyiz. Erkeklere seviÅŸecek kadın ile evlenecek kadın ayrımı yapılırken ideal kadın evlenilecek kadın olmakla birlikte, aşık olunacak kadın olamaz. Ayrıca erkekler hem seviÅŸip hem evlenecek kadın bulamaz çünkü evlilik öncesi cinsel iliÅŸki yasağı ihlal edilmiÅŸtir. Bu durumda bir erkek hem erkek olmaya çalışıp deÄŸer vermediÄŸi kadınlarla iliÅŸkiye girmek zorunda kalırken, deÄŸer verdiklerine karşı da ÅŸehvet besleyemez. Bu durum erkeklerde saldırganlığa,cinsel iliÅŸkiyi kadının cinsel objeye indirgenerek hoyratlaÅŸmasına neden olmaktadır. Dahası eÅŸleriyle uzun süre boyunca mutlu olamamaya baÅŸlarlar. EÅŸlerinin ise cinsel istek sahibi olması toplumsal açıdan olumsuz bir kadın özelliÄŸidir. Bu durumda toplumdan nasıl bir cinsel saÄŸlık ve mutluluk beklenebilir? Beklenemez. Çiftler birbirini tanıyamaz, bu yasaktır. Cinsellik topluma mal edilmiÅŸ, kamusal bir güdüleme aracı olarak kullanılmaktadır. Bu durumun maÄŸduru ise ÅŸiddet nedeniyle kadınlar görünmesine raÄŸmen, psikopatlaÅŸtırılmış ve kadınları hem arzulayıp hem de ulaÅŸamadığından nefret eden erkeklerdir. Tatminsizlik ve doyumsuzluÄŸun, cinsel perhizin dayatılma sorunudur. Cinsel özgürlüklerin yozlaÅŸmaya neden olacağı düşüncesi ise kendi cinsel hayatlarında mutsuz oldukları halde bu durumu deÄŸiÅŸtirmeye cesareti olmayan dılÅŸta muhafazakar içte eziyetçi saldırgan düşlerle yaÅŸayan hastalıklı bireylerin fantazisidir. Bu nedenlerle bu olgunun ve metalaÅŸtırılmanın ortadan kalkması için salt kadının metalaÅŸtırıldığı yanılgısına düşülmemelidir metalaÅŸtırılan, deÄŸer konusu yapılan ve hedef olarak sunulan cinselliÄŸin kendisidir ve iki cinsin olumsuz özellikleri ve yaÅŸadıkları sorunlar bundan ileri gelmektedir. Dahası ataerkil toplumsal yapının oluÅŸma nedeni kadının bastırılması deÄŸil,cinselliÄŸin metalaÅŸtırılıp satılması olmuÅŸtur ve anaerkil dönemdeki mutlak evlilik kurumu otomatikman bu duruma neden olmuÅŸtur. Å?imdi yapılması gereken ise cinselliÄŸin pazar olarak sunulmasının önüne geçmektir aksi taktirde insanın yaÅŸadığı acılar katlanarak artacak, çocuk suistimallerinden,savaÅŸlardan,zorbalıklardan,tatminsizliÄŸin neden olduÄŸu kin ve nefretten insanlık başını kaldıramayacaktır. |  brown | 24 Temmuz 2008 09:00 PerÅŸembe Ynt: Seks-pol Yeniden
Tamam. Dediğini diyor zaten yazıda. Erkek- kadın tanımları değişmediği, cinsellik, egemen söylemce kullanılan ve dayatılan bir alan olduğu sürece, hiç bir şey değişemez. Feministlerin (tek tek hepsine kefil olamam, bir sürü teorisi var bunun), bahsettiğini söylediğin ahlak, erkeklerin ahlaksızlığının vurgusundan ziyade (kötü cümle ama anladın), güçlü olanın, güçlü olduğunu bildiği halde, güçsüz olana uyguladığı baskı, şiddet.. de olabilir, inanılmaz bir biçimde. E, güçlü olan erkek güçsüz olan kadın olduğu için de, bu ototmatikman, "erkeklerin kadınlar üzerindeki baskısı" haline geliyor. Ama devir değişti. Artık "erkek"ten güçlü olanlar da var. Para konuşuyor. Dünyayı yönetmek isteyenler konuşuyor. O zaman da, bu "güç", ucundan kıyısından, ondan güçsüz olan erkeği de etkiliyor. Artık reklam afişlerinde, herhalde 10 yıldır falan, erkekleri de görüyoruz. Ve bu erkekler, android tipliler. Ne erkek ne kadın. Egemen güçlere böylesi uygun geliyor demek ki. Fakat bu durum, tek tek erkekler tarafından kabul edilmiyor sanırım. Hatta her erkek tarafından farkedilmiyor. Çünkü onlar hala, güçlü olduklarını düşündükleri , o dar alanda oynuyorlar. Ve dönüp de bu kadınlar ne diyor diye bakmıyorlar. Bir süredir, kadın ezilmişliğinin yanında, bu tip şeylerden de bahsediyor o kadınlar çünkü. Egemen güçler tarafında baskı gören gruplardan, durumlardan bahsediyorlar. Ekonomi politikle feministliği birleştirip konuşuyorlar. Mor İğneler de gerekli ama oraya takılıp kalmadılar. Erkek kısmı biraz yavaş ilerliyor sanırım. ( "Çok memnuniyetsiz değiller mi acaba?" cümlesini niye bilimsel yapacağım, onu anlamadım. Gözlem, deneyim de bir bilimsel veri olarak kabul edilebilir mi? Yaşıyoruz işte. Yani var. Üstelik aynı koşullarda aynı sonucu verecek deneyimler bunlar.  ) |  CoSmiC EcHoeS | 24 Temmuz 2008 10:00 Perşembe Ynt: Seks-pol Yeniden
Valla ben hiç memnun değilim, arkadaşlarım da değil. Hatta ilerde beraberce aseksüel yaşamayı planlıyoruz bu yüzden Egemen söylem nedir,kimin egemenidir,kimler tarafından yaratılır? Bunun cevaplarını Reich de bulmak mümkün ancak sloganist bir biçimde egemen düşüncelerin anlayışına karşıyız demek yetmiyor. Birçok suistimal konusunu da düşünmek gerekiyor. Örneğin cinsel siyaset adıyla girişilecek bir eylem hedef kitleyi uzak tutacaktır onların ulaşılması gereken hedef olarak görülmesine neden olan anlayışlardan ötürü. Cinselliğin sadece cinsel ilişki olmadığını bilmeyen bir yığın insan var. Ancak bir yerden de başlanması gerekiyor ve kadın hareketleri eylem alanında iyi bir lokomotif olabilir. Onların desteğiyle ahlaksal savaşın ve olumsuz kampanyaların önüne geçilebilir ve yozlaşması engellenebilir. Ancak onların propaganda amaçlarına indirgenebilecek bir şey değil bu her konuyu türlü yönleriyle kapsadığı için. Erkeğin fiziki güç ü sadece kendinden zayıf olana işler çoğu zaman. Yani idealize edersek çeşitli yasalarla kadına yönelik suistimal ve şiddetin önüne geçilmesi sorunları çözmez. Asıl sorun şiddet davranışının kökenine inmektir. Çocuklara ve kadınlara yönelik şiddet in kavga olarak ya da anlık bir cinnet ya da duygusal travma ile ilişkilendirilmesi sorunu vardır toplumda. Öncelikle bu yanlış düşüncelerle de mücadele gerekiyor. Bir erkeğin bir başka erkek ile tartışıp kavgaya girmesi ile kadına şiddet uygulaması aynı psikoloji değildir her ne kadar atıyorum, çok şirret bir kadın tarafından gururu ayaklar altına alınsa da. Bu tür durumlarda doğal erkek tepkisi sağı solu dağıtıp yıkmak ya da gerginliğini üzerinden atabilecek bir rakibi ile kavgaya girişmesidir. Ancak toplum kadının yediği tokadı da erkeğin sevgisi olarak nitelerken çift yönlü bir hata yapmaktadır. Birincisi kadının bazen çenesi yüzünden bunu hakettiği saçma düşüncesidir. İkincisi erkeğe yönelik olarak altta kalmama pısırık olmama dayatmasıdır. Erkeklerin en büyük travmatik durumu kendilerine yönelik erkekçe davranmamak imasıdır örneğin ve aynı eleştiri bir kadına yapıldığında aynı derecede etkide bulunmaz,gülünüp geçilir. Dahası kadın gibi kadın demek cazibeli çekici kadın demek iken erkek adam denince savaşkan bir duruş öne alınmaktadır. Androidler de bu ikisi arasında ortaya çıkmış olan yeni bir türdür. Yani ne erkek kadar gurur yaparlar ne kadın kadar görünüşe ve çekiciliğe önem verirler gariptirler. Ancak pasiftirler ve dişiliğin ve erkekliğin doğal yolundan ziyade törpülenip budanmış halini temsil ederler. Bu türün ortaya çıkışı dış görünüşündeki özene ve etetiğe rağmen pek de olumlu bir erkek tipi değil bana göre. Egemenlere ya da topluma uygun evet çünkü cinsel cazibesi fiziksel yapısıyla ve makyajla sınırlı yunan heykeli pozlarıyla boy göstermekteler ve anti cinsel propagandanın toplumu yeniden antik dönem cinsel anlayışına geri götürmekte olduğuna kanıtlar. Reklam afişlerindeki erkekler reklam afişlerindeki kadınlarla aynı kaderi paylaşıyor bu durumda da. Erkeklerin yavaş ilerlediği konusuna da katılmıyorum. Kadın hareketleri çizdikleri kötü profil ile sürekli bunu dayatmaktalar. Hatta son 10 15 yıldır bir kadın yalakalığı sardı medya da ortamı ki bu oldukça aldatıcı. Yaratılmaya çalışılan yeni kadın profili yıllarca eleştirilen egemen erkek profilinin kadına giydirilmesinin ötesine geçmiyor. Güçlü kadın,ne istediğini bilen kadın,bir erkek nasıl olmalı, neler aranıyor falan. Bu noktada tüm yük aslında yine kadına yıkılmaktadır. Bu sefer kariyer sahibi hanımımız hem işleri idare eder hem çocuklara bakar hem de öküz eşinin kırdığı şeyleri gözlerden saklar ve aileyi korur. Sanki daha bilinçli ve ezilmez görünür ancak pratik yaşamda böylesi bir hayat yaşayan kadın muhtemelen stres ve migren tedavisi görmektedir. Bu erkek tiplemeleri nereden çıkmaktadır? Neden sürekli olarak erkek türünün duygusuz ve umursamaz olduğu iddia edilmektedir? Çünkü uygar dünya düzeninde erkeğin incelikli,disiplin ve ortak yaşama dair planlayıcı eylemleri maalesef olumsuz karşılanmaktadır halen de o yüzden. Aile kurumunun direği sözde erkektir ataerkil anlayışa göre ama pratikte tam tersi istenmektedir. Öyleyse feminist hareket bu aile yapısını da şiddetle eleştirme mecburiyetindedir. Reich in hatası dediği şeyi tam da bu eleştiriyi red noktasında kendisi yapmaktadır maalesef. İdeolojik açıdan varolan gerçekler bunun parçasıdır birbirinden ayrılamazlar. Mevcut aile kültürünü eleştirmeden kadının özgürlüğü mümkün değildir. Buradaki eleştiri radikal bir eleştiri olmalıdır. Radikal eylemlere girişilmelidir. Örneğin soyadı kanunu ve erkeğe bağlı soy kütüğü reddedilmeli, çocukların nüfusu kendi seçimlerine bırakılmalıdır. Yer mi? Yemez. Çünkü bu kurumsal yapı kamu malıdır. Evliliğin sadece sosyal haklar için bir önemi olmalı gerisi tamamen bireylerin seçimine bırakılmalı kişiler mülk olmaktan çıkarılmalıdır? Bunu yapmak mümkün mü? O da hayır çünkü bu durumun kadını koruduğu zannedilmektedir. Hayır korumaz, pasifize eder. Egemenlik sistemi de kendi çekirdeğine çomak sokulmasına izin vermez. Aile tüm geleneksel egemen anlayışın yeniden üretildiği ana çekirdektir. Bunun çocukların geleceği ile de bir alakası yoktur, züğürt tesellisidir bu. Eğer söylemiş olduğum bağımsız yapılanmalar gerçekleşecek olsa o zaman herkes nasıl kandırıldığını net olarak anlayacaktır. Çocuk yapmanın ve büyütmenin ciddiyeti, iki kişinin birlikte yaşama arzusunun ciddiyeti. Dünya toplumu böyle bir özgürlüğe şu şartlarda hazır değil. Ancak hazırlanması da şarttır. Bu hazırlık aşamasında ilk yapılması gerekenler de aile kurumunun yapısal eleştirisiyle birlikte kadının sorumlulukları dahilindeki sosyal ve kültürel ihtiyaçları açıkça talep edilmek zorundadır. Gerekirse el bebek gül bebek yetişen erkeklere sıkılmadan ev işi yapma dersleri verilmeli, ev işlerine katılmama boşanma sebebi ve suç duyurusu yapılabilmelidir. Ben feminist hareket içinde bu ve buna benzer reel sorunlara yönelik bir çalışma ya da talep göremiyorum pek fazla. Medeni kanun u kadın lehine çevirmeye uğraşıyorlar oysa medeni kanunun kendisi zaten olumsuz bir durum ne kadar iyileştirilirse kadınlar o kadar daha olumsuz davranışlara maruz kalacaktır. Biraz abartmış olabilirim ancak bu şekliyle varolan söylemler bana pek tutarlı gelmedi açıkçası. |  brown | 25 Temmuz 2008 02:00 Cuma Ynt: Seks-pol Yeniden
Dediklerine katılmamak elde deÄŸil. Ama çok teorik. Ben bu iÅŸi ölmeden önce halletmek istiyorum Öyle oÄŸluma, kızıma, aile şöyle deÄŸildir, mülkiyet bak ne menem bir ÅŸey, mühim olan ÅŸunlardır, pipin varsa ne yoksa ne, üstelik ne alaka, gibi ince ince iÅŸleyip, onların torunlarının bu sorunları çözmesini bekleyemem. (özür dilerim.) Medeni Kanun' daki iyileÅŸtirmeler de, sığınma evleri de, mor iÄŸneler de hep günlük yaÅŸamda, ÅŸu anda, gerçekten ezilen, baskılanan kadının durumunu iyileÅŸtirmeye yönelik. Å?urda kaç kiÅŸi, sorunun reklam panolarındaki androidler tarafından simgelendiÄŸini söyleyebilir ki, kabul edebilir ki. Biz daha, tecavüze uÄŸrayan kadını öldürüyoruz. Hem de öldürdüğümüzü herkes bilsin istiyoruz. Toplumun her kesimi aynı anda aynı sorunları yaÅŸamıyor demek ki. Benim derdim çoÄŸu zaman kendimi "çalışan salak" olarak görmekken, bir çok kadının derdi, 30 una gelmeden evlenip çocuk sahibi olmak olabiliyor. Bu durumda teori de çözümler de çeÅŸit çeÅŸit olacak. Ha, o zaman da bu kesimler birbiriyle kavga mı eder bilmiyorum. Düşünmem lazım. Mesele belki biraz da, lokomotif dediÄŸin kadın hareketine, erkeklerin de destek atması. Tamam sığınma evlerini kadınlar alsın. Ama cinsiyetçilik, aile kurumu gibi konularda beraber çalışsınlar. Artık yok öyle, siz baÅŸkasından bir ÅŸey istemeyin kendiniz halledin, lafları. Sorun artık erkeklerin de sorunu. Burda bir beraber olalım, bizi satmayın, yüz üstü bırakmayın, ev iÅŸlerini zaten size bırakmayız biz. |  CoSmiC EcHoeS | 25 Temmuz 2008 07:00 Cuma Ynt: Seks-pol Yeniden
ha ha ha evet haklısın bu konuda. Benim kendime göre teorik tespitlerim sex pol e yapılan haksız eleÅŸtiriler üzerineydi daha çok. Bunun dışında yapılan ÅŸeylere saçma demiyorum yetersiz görüyor ve daha baÅŸka neler olabilir onları söylüyorum. İnsanların bir çoÄŸu ölmeden mahÅŸer i görmek ister zaten bir sorun da bu bana göre.  ) Elimizden gelenleri yapabiliriz daha fazlasını deÄŸil. Bu açıdan yine Reich in sözüyle "tüm insanlığı esenliÄŸe kavuÅŸturacak dev tasarılar" ÅŸeklinde birtakım planlı eylemmler daima "kısıtlı optimizasyon" lar yaratacaktır.  ) Bunun yan etkisi de stress faktörüdür. Dolayısıyla da teorik konuÅŸuyor olabilirim ancak bu o teorilerin hatalı olduÄŸunu göstermez,çünkü deneylenip pratik olarak da doÄŸrulanmıştırlar üstelik ÅŸahsen tarafımdan da. Çocuklarına zaten öyle ÅŸeyler söyleme sakın. Onların önce birey olarak kendi düşüncelerine deÄŸer vermeleri gerekiyor; ailerine özenmeleri ya da çatışmaları deÄŸil, tecrübelerinden faydalanmaları ve kendi yollarını çizmeleri gerekiyor. Mülkiyet kötü,aile kısıtlayıcı,toplum hasta bunlar evet doÄŸru. Ancak bunların kötülüğü ile düşünmek de yeterli deÄŸil tabii ki çünkü önümüzdeki kendi ömrüm açısından baktığımda 40- 50 yıl boyunca bu sistemin deÄŸiÅŸeceÄŸini düşünmüyorum,sonrasında da olmayacağım zaten muhtemelen. Yapabileceklerimiz sınırlı o nedenle de yapabileceÄŸimiz öncelikle çocukları kurtarmak olabilir. Reich bile 50 li yıllarda artık böyle düşünmeye baÅŸlamıştı maalesef. Çünkü yetiÅŸkin bir insanın belli birtakım travmalardan sonra doÄŸal hale gelmesi neredeyse imkansız olabiliyor. Hatta çocuklarda dahi durgunluk sendromu görülüyor ki bu da aslında küçük yaÅŸlarında ne derece büyük hayal kırıklığı yaÅŸadıklarının bir kanıtı. Bizim neslimiz bodur aÄŸaçlardan oluÅŸuyor. Ola ki tam ideal biçimde tüm arızalarımızdan kurtarılıp orgazm tepkisini kazansak bile bugüne dek kısıtlanmış olan ruhsal bedensel varlığımızın geliÅŸimindeki noksanlıklar yüzünden asıl yeteneklerimizin tam farkına varamayacağız. Bu bir yazgıya boyun eÄŸme bizden geçti demek deÄŸil tabii ki küçük bir rahatsız edici reel gerçek sadece. İnsanlığın en büyük yanılgısı kendinin her ÅŸeye kadir olduÄŸunu zannetmesidir. Her ÅŸeye kadir sadece Allah dır demesinin önemi yok, bu da aynı düşüncedir ve altyapısında yazgıya boyun eÄŸme vardır. Dolayısıyla ne kadar zeki olursak olalım doÄŸanın karşısındaki en ufak adımımızın bedelini öder ve bu bedeli kendi ellerimizle sürekli olarak da yeniden üretiriz. İnsanlığın cennetten kovulma hüznü ve cennet düşleri kurmasının altında da bu doyumsuzluk ve çatışkılar yani "böyle olmaması gerekirdi" sezgisi hakimdir. Bütün bunları hep beraber yaptık. Atalarımız bize bunları miras bıraktı. Ve biz halen o atalara saygı duymaktan geri durmuyoruz. Bu noktada benim ÅŸahsi düşüncem örneÄŸin, atalarım olarak sadece orman kabilelerini ve ilkel insanları kabul etmek ve onlara saygı beslemek diÄŸer tüm uygar atalarımı lanetleyerek reddetmektir. Gelecek nesil in yapması gereken budur. Hayatı ve yaÅŸamı altüst edip çeÅŸitli süslü kafeslere sokan ve esir aldığı sirk maymunlarıyla eÄŸlenerek insan olmakla kibirlenen bu kültür sona erdirilmelidir. Tüm kutsal deÄŸerleriyle birlikte. Birçok insan bu eleÅŸtiriyi yapamadığından birçoÄŸuna bu düşünceler korkunç gelmektedir çünkü küçük adamlar topluluÄŸu demek olan uygar toplum zincirleri çözülünce yine Reich in deyimiyle "eyvah ÅŸimdi ne yapacağım" diye bir otoriteye koÅŸan köleleÅŸtirilmiÅŸ zihinsel bedensel varlıklardan oluÅŸmaktadır. O halde bunlarla mücadele yolu da onların yani bu zihniyetin izin verdiÄŸi ölçülerde toplumsal olarak sürdürülemez. Cinsel özgürlük talepleri toplumsal açıdan tehlikelidir bu doÄŸru. Ancak zaten bugünün toplumunun bu ÅŸekliyle sürmesinin de bir manası yoktur. Uygarlık, damızlıkların ve kuluçkaya yatırılmış olanların üretildiÄŸi bir hayvan çiftliÄŸinden daha geliÅŸkin bir sistem deÄŸildir. Kısıtlı alanda sürekli artı deÄŸer üretip onlardan arttırdığı ile yeni çiftlikler kurar. Ekolojik açıdan bu üretim metodunun her uygulamadaki ortak yan etkisi stres faktörüdür. Balık yavrularında bunu gözledim, vücut deformasyonu, hastalıklar stres ve saldırganlık nedeniyle et de fazla, nitelikte ve saÄŸlıkta zayıf birey yoÄŸunluÄŸu. Evcil hayvanlarda gözledim yine aynı ÅŸey. İnsan toplumu da çift anlamlı olarak bir kültür üretimidir ve doÄŸaya karşıt bir durgunluk getirir. Uygar deÄŸerlerle beyni yıkanmamış birinin metropol ün göbeÄŸinde döner ustası olarak hayat boyu kıpırtısızca yaÅŸayabilip çalışabilmesinin baÅŸka yolu yoktur. Elbette bu durumda birçok olumsuzluk ile karşılaşılacak,ihtiyaçlarını saÄŸlamakta diÄŸerlerinden daha kötü durumda olanlar belli bir eÅŸik aşıldığında çevresine zarar vermeye baÅŸlayacaktır. Cinsel mücadele ve ruh saÄŸlığı vasıtasıyla yapılacak iyileÅŸtirme planları çeÅŸitli otoritelere bırakılırsa Reich in uygulayım yöntemleri yeryüzüne bugüne dek gelmiÅŸ geçmiÅŸ en büyük yıkımın tetikleyicisi olacaktır. Herhangi bir nevrotik bireyi acımasız bir psikopat a dönüştürmek bu açıdan hiç zor deÄŸildir yeterki hangi kas kasılması dizgesinin hangi ruhsal dışa vurumu oluÅŸturduÄŸunu bilin. Üstelik uyarıcılara, ilaçlara da gereksinim olmadan. Ya da seçtiÄŸiniz bir ülkede arkası kesilmeyen fırtınalar oluÅŸturun. Üstelik doÄŸa dışı yöntemlerle deÄŸil, bizzat doÄŸanın kendine özgü çalışma ilkelerini kullanarak. Bu noktada bilinmemesinin ve anlaşılamamasının faydaları da vardır çünkü maalesef insanlık 6000 yıllık hatasının daha henüz yeni yeni farkına varmaya baÅŸlamıştır. Hiç bir ÅŸey aniden sebepsiz yere kader gereÄŸi olmamıştır. İnsanlık kendi geleceÄŸini bu ÅŸekilde çizmiÅŸtir bilinçli olarak. Ancak saÄŸlıklı bir bireyin hiç bir yöntemle beynini yıkayamaz, onu baÅŸka, doÄŸasının dışında bir biçime sokamazsınız. Hastalık iyileÅŸme tepkisine açıktır çünkü enerjisini yitirmekte ve kullanamamaktadır. Oysa saÄŸlık hastalığa yönelmez bunun için kendi enerjisini azaltmaya,mazoÅŸist ce kendine karşıt olması gerekir ki zaten bu eylem biçimi saÄŸlıksız bireyin ÅŸiddet yoluyla arzuladığı huzur a yolundan sapmış bir yolla ulaÅŸma tepkisidir. Bu nedenlerle konuyu erkek kadın çatışkısı olarak görmüyor,topyekün bir insanlık problemi olarak ve erkek kadın karşıtlığının da bunun belirtilerinden birisi olduÄŸunu söylüyorum. Kısa dönemdeki çözümler taşıma suyla yangın söndürür. Oysa amacımız yanmakta olan evin çerçevesini örtüsünü kurtarmak olmamalıdır. Gaz kaçağı ve onu ateÅŸleyen kıvılcımım yeri bellidir ve tamamı bireylerin iç dünyasındaki çatışkıların dışavurumlarının toplamıdır. O gazı kesmez,oluÅŸan kızgınlığı durduramazsanız evin bir köşesinde sürekli tetikte elinizde bir kova suyla kendi alanınızı koruyabilirsiniz. Ancak biriken enerji giderek daha ÅŸiddetle patlayacak 6000 yılın sonlarında nagazaki ve hiroÅŸima da insanlar atom bombasının canlı hayatına olumsuz etkilerini test etmek gibi bir salaklığa alkış tutarak savaşın nedeninin ötekiler olduÄŸunda beyni yıkanmış ÅŸekilde inanmayı sürdürecektir. Aynı sevgilisi baÅŸka erkekten hoÅŸlanmaya baÅŸlayan ve iliÅŸkileri yıpranmış bir erkeÄŸin tek suçun kadında olduÄŸunu, kendisinin yapılması gereken herÅŸeyi yaptığını düşünmesi, ahlaklı ve iyi olduÄŸunu zannetmesi ve bu son u kiÅŸisel bir yok oluÅŸ olarak algılayıp travmasının boyutuna göre cinayet e ya da tersi durumda intihara kadar götürmesi gibi. Bugün hala dünyanın yönünü görece daha saÄŸlıklı bireyler ve yaratıcılar çizmektedir, ancak azınlıkta oluÅŸları nedeniyle de bazen yarattıkları ÅŸeyler, dehÅŸete zemin hazırlamaktadır. Yine bugün tepkisiz olan ve Halk dediÄŸimiz sıradan kitle kendi kararsızlıklarıyla boÄŸuÅŸurken,daha mutlu bir hayat için hırs dan ziyade çalışma ve sevgiyi gözetirken ve de bunun ciddiyetinden ötürü çoÄŸunlukla uygar dünyadaki varoluÅŸsal sorunları nedeniyle kararsız kalırken; hiç bir ÅŸey düşünmeyen ve sadece ele geçirmeyi isteyen aptal, kısır hatta bu özelliÄŸi kronik hal aldığından geri zekalı olmuÅŸ bir grup asalak yaÅŸayan azınlık kararlarına göre yaÅŸamaktadır. Ancak bu azınlık onları alkışlayanlar kadar aptal ve geri zekalı deÄŸildir, kendini bilir dolayısıyla nasıl sırtlara tırmanacağını da bilir. GösteriÅŸi sever, dalkavuklara bayılır, onlar olmadan tek bir adım bile atamaz. Yüzlerinde daima sahte bir sırıtış,göstermelik bir güven maskesi görülür. Altında ise tüm yaÅŸamdan nefret eden, kendinin hiç bir özelliÄŸi olmadığının farkında olan bu yüzden de daima ünvanlara ve göstermelik apolet taklidi süslere ulaÅŸmaya çalışır. Å?anslı ise politikacı olur, ÅŸanssız ise assubay ya da memur olup üstlerine özenir,kendini onlarda görür. Kadınlardaki durum bunun dışında deÄŸildir onlarda aynı ruh haliyle çeÅŸitli oyunlar düzenlemekle çevreye göre birtakım göstermelik kararlar almakla meÅŸguldürler aynı ÅŸekilde. Dolayısıyla tüm insanlığı aynı anda saÄŸlığına kavuÅŸturabilecek bir büyülü reçete yoktur. YapabileceÄŸimiz, kendi hatalarımızı gelecek nesil e aktarmamak olabilir. Bunun için de derneklerden ve organizasyonlardan ziyade onları yaratan bireylerin radikal düşüncelere hoÅŸgörü gösterip anlamaya çalışması ve neden öyle olduÄŸunu algılamaya odaklanmasıdır. Küçük ve dar dünyasında elde ettiÄŸi birkaç ÅŸey çocukların mutluluÄŸunu ve ailenin ve kadın erkek iliÅŸkilerinin huzurunu saÄŸlamayacaktır asla. Mahkemeler sorunları çözmeyecektir onlar da tıpkı ilaç gibi belirtileri izole etmekten öte bir iÅŸe yaramaz. Suç iÅŸleyeni tecrit edip kafese kapatmak onun neden bu suça yöneldiÄŸi gerçeÄŸini ortadan kaldırmaz. Bu gerçek varolduÄŸu sürece de tecavüzler de zorbalıklar da daima ta ki organizmanın yaÅŸamsal kritik eÅŸiÄŸi aşılıp kitlesel yıkım ile imha olana dek sürecektir ki bu da pek bilinmeyen istisnasız bir doÄŸa kanunudur. İstisnasız evet. DoÄŸa istisna diye birÅŸey tanımaz en optimum koÅŸula yönelir. İnsan düşüncesiyle bir ilgisi yok bunun. İnsan nasıl olup da düşünen bir varlık olduÄŸunu düşünedursun ışık daima en kısa yoldan,su daima en uygun yoldan hedefine ulaşır set ler yıkılmaya mahkumdur. Yıkılmazlarsa felaket ile yıkılırlar çünkü hiç birÅŸey sabitlenemez. KiÅŸilik zırhı kiÅŸiyi toplumdan korur. Ancak zırhdan çıkmaya çalışan duygular sevginin yani doÄŸal ve kontrol dışı dürtülerin saldırganca eylemiyle zırhı parçalaması sırasında nefret tepkisi onun zayıf düşmüş hali olarak dışa vurur. Duyumun çoÄŸu zırh da yutulmuÅŸtur ve oluÅŸan tatminsizlik ve kasılmanın neden olduÄŸu huzursuzluk nedeniyle nefret ortaya çıkar. Nefret sahibi insanlar çok az öfkelenirler, çok az ve zoraki gülerler, neredeyse hiç aÄŸlamazlar. Çünkü bunlar doÄŸal dürtülerdir ve tutulduklarında baÅŸka ÅŸeylere dönüşürler. Birikirler,birikirler,birikirler. Ta ki yere serilincesiye kendini hırpalayarak patlayıncasıya kadar. Tabi patlayabilmesi için de enerji o an a kadar olabildiÄŸince düşürülür çünkü zırh da büyük gedik kiÅŸilik yarılmasını ve ÅŸizofreniyi, psikotik saldırganlığı ve cinnet i tetikleyebilir. Kontrollü nefret organizasyonu bugünkü uygar dünyanın diÄŸer ismidir. Her ÅŸey hasır altı edilerek kamu alanında göstermelik olarak çözüm arayışları öne sürülür ve daima çene yarışından ibarettir, ötesine geçmez. Kimse gerçek sorunlar hakkında, yetkililere gerçek sorular sormaz,talepde bulunmaz. Dolayısıyla da bu yöntemlerle hiç bir sorun çözülmez. Bireysel sivil çabalar olumludur ancak insanların buna katılması sorunu mevcuttur. Kadın sorunları örneÄŸinde erkekler utangaç davranırlar örneÄŸin. Çünkü kimse sorumluluk almak istemez yeterince sorumluluÄŸu olduÄŸunu düşünür. Ancak insan denen memeli hayvan populasyonu eÄŸer sorumluluÄŸunu birtakım kurumlara ve kiÅŸilere bırakmayı sürdürdüğü sürece de kotarabileceÄŸinden daha fazla sorumluluk altında ezilmeye mahkumdur çünkü örneÄŸin bir çocuÄŸun eÄŸitimmi noktasında özgürce iÅŸbirliÄŸine girebileceÄŸi, ekonomik yük teÅŸkil etmeyyen bir organizasyon mevcut deÄŸildir. Sivil oluÅŸumların artırılarak kurumsal oluÅŸumları yerinden etmesi gerekir ancak maalesef bugün hala bu çok zayıftır. Çünkü bu oluÅŸumları bireyler organize etmek zorundadır kurumlar deÄŸil. İnsan toplumu tepeden inme olarak bu saatten sonra iÅŸbirliÄŸine yönelemez bu psikolojik ÅŸartlarda. Avlanmadan hadi ormana saldık avlan aslanım diye birÅŸey sözkonusu deÄŸildir. KaybedilmiÅŸ iÅŸbirliÄŸini yeniden kendisi oluÅŸturmak zorundadır bu teorik olarak ya da siyasi olarak telkin ile olabilecek kurallarla dayatılabilecek birÅŸey deÄŸildir. EÄŸer ütopik bir komünal yaÅŸam isteniyorsa bunun yolu da önce kendi komünal sivil hayat organizasyonlarına girebilmesiyle mümkündür. Kadın sorunları konusunda da aynı ÅŸeyler geçerlidir,devrim ve gelecek dünya tasarılarında da. Egemenler buna izin vermez diye birÅŸey yoktur egemenler bağımlılıklarının farkında olmayan çünkü bu türden çıkışlarla pek karşılaÅŸmayan ve aslında toplumun en pasif kesimidir koca kıçlarının altı rahat, göbekleri oturaklıdır. O nedenle de bu noktada birçok bahaneye ihtiyaç vardır. Bahanelerden birisi kadın sorunlarıdır ve olumludur kimse tutup da kadın sorunu yoktur diyemez en muhafazakar faÅŸisti bile, kadınların cinsel istismar ile öldürüldüğü bir dünyada. Dolayısıyla o faÅŸistler aile kutsallığı dediÄŸi an taÅŸlanmalıdırlar. Bir bakan medeni kanunu ailenin korunması gerekçesiyle düzenlediÄŸinde yumurtalarla karşılanmalıdır. Bir baÅŸbakan 3 çocuk yapın dediÄŸinde bu özel yaÅŸama müdahale eden haddini aÅŸan bir küfür olarak anlaşılıp kamu davası açılmalıdır. Onların duymayacağı ve etkilenmeyeceÄŸi ÅŸekillerde buradaki gibi yapmış olduÄŸumuz eleÅŸtirilerin bir etkinliÄŸi yoktur maalesef. Olaylara kökten bakmak ve radikal düşünmek derken bu es geçilen ayrıntıları anlatmaya çalışıyorum. Sex pol olacaksa amacı bu olmalıdır Reich in vasiyeti gibi. Yoksa onu budayıp budasyıp birtakım ideolojilere göre daha yüzeysel biçimlere indirgenmesine ve asıl sorunları görmezden gelen ve bu nedenle de tuzaÄŸa düşen anlayışşlara katılmıyor ve bunu eleÅŸtiriyorum. Bunu eleÅŸtirirken de ÅŸurası doÄŸru ama burası eksik diyerek olumlamıyorum, topyekün olarak zihniyetinin çeliÅŸkileri açısından eleÅŸtiriyor ve yargılıyorum. Dolayısıyla pek bilmediÄŸim mor iÄŸneler ve benzeri oluÅŸumların eylemleri hakkında ise herhangi bir yargım yok konu baÅŸlığının içeriÄŸi noktasında. Sex pol denilince cinsel özdüzenleme ilkesine baÄŸlı emek demokrasisi kavramı ön plana alınmak zorundadır çünkü bu oluÅŸumun ve diÄŸer araÅŸtırma ve verilerin ulaÅŸtığı toplumsal sonuç budur. Ailenin de iyi yanları vardır reddedilmemelidir deÄŸil. Reddedilebilmelidir, kimseye evlenmeyin aile kurmayın denmemiÅŸtir denmemektedir. Psiko sosyal açıdan aile kurumunun eleÅŸtirisi ile aileyi kavram olarak mutlaklaÅŸtırıp eleÅŸtirisi ÅŸu yozlaÅŸmaya neden olmuÅŸtur batıda teÅŸekkür ederiz diyen cahilce bir bakış açısına da bu konu kapsamında olumlu bir tepki göstermem sözkonusu deÄŸildir. Çünkü bu tür küçük ihlaller ve yangından mal kaçıran politikalar bugünkü dünya sisteminin etkin yaratıcılarından birisidir. Olguları indirger ve özünü boÅŸaltarak konunun ciddiyetinin kavranmasına engel olup sözde eleÅŸtirdiÄŸini zannettiÄŸi ve en radikal bakış açısı sandığı anarÅŸist pratikler üzerinden çifte yanılgı ile tam da egemen yapıya hizmet eder ve bilinçsiz olsa da istisnasız bir popülizmdir. OkuduÄŸunuz için teÅŸekkür ederim |  brown | 28 Temmuz 2008 03:00 Pazartesi Ynt: Seks-pol Yeniden
Birşey değil. Psiko sosyal açıdan aile kurumunun eleştirisi ile aileyi kavram olarak mutlaklaştırıp eleştirisi şu yozlaşmaya neden olmuştur batıda teşekkür ederiz diyen cahilce bir bakış açısına da bu konu kapsamında olumlu bir tepki göstermem sözkonusu değildir. Çünkü bu tür küçük ihlaller ve yangından mal kaçıran politikalar bugünkü dünya sisteminin etkin yaratıcılarından birisidir. Olguları indirger ve özünü boşaltarak konunun ciddiyetinin kavranmasına engel olup sözde eleştirdiğini zannettiği ve en radikal bakış açısı sandığı anarşist pratikler üzerinden çifte yanılgı ile tam da egemen yapıya hizmet eder ve bilinçsiz olsa da istisnasız bir popülizmdir.
Bunu açman lazım ama biraz. Son anda daha fazla uzatmamak için kısa kesmişsin belli, ama böyle anlamıyorum. Batıda teşekkür ederiz diyenler kim, neye, ne için şükran sunuyorlar? Anarşist sanıp, egemen yapıya hizmet eder derken? Kim onlar? Çifte yanılgı ne? ... sağol. |  CoSmiC EcHoeS | 28 Temmuz 2008 10:00 Pazartesi Ynt: Seks-pol Yeniden
Birşey değil. Psiko sosyal açıdan aile kurumunun eleştirisi ile aileyi kavram olarak mutlaklaştırıp eleştirisi şu yozlaşmaya neden olmuştur batıda teşekkür ederiz diyen cahilce bir bakış açısına da bu konu kapsamında olumlu bir tepki göstermem sözkonusu değildir. Çünkü bu tür küçük ihlaller ve yangından mal kaçıran politikalar bugünkü dünya sisteminin etkin yaratıcılarından birisidir. Olguları indirger ve özünü boşaltarak konunun ciddiyetinin kavranmasına engel olup sözde eleştirdiğini zannettiği ve en radikal bakış açısı sandığı anarşist pratikler üzerinden çifte yanılgı ile tam da egemen yapıya hizmet eder ve bilinçsiz olsa da istisnasız bir popülizmdir.
Bunu açman lazım ama biraz. Son anda daha fazla uzatmamak için kısa kesmişsin belli, ama böyle anlamıyorum. Ailenin eleştirisi ve Reich in bastırılmış duyguların dışa vurumu olarak tespit ettiği egemen ahlak yapısının varlığı. Yani, bireylerin cinsel fobileri ahlaki olarak da tıpkı cinsel duyumlarında olduğu gibi sosyal yapıda da aynı bastırma ve bu bastırmanın izin verdiği ölçüdeki kısıtı ve doğa dışı davranışlara neden olur. Reich in eleştirisi salt baskı ve ve bu baskının tek nedeni olasrak gördüğü sanılşan aile değildir. Ailenin mevcut dogmaları bireylerin özgür iradelerini toplumsal geleneklerle reddederek bu kurumların garantisi üzerinden varlıklarını sürdürebilecekleri yanılgısıdır. Dolayısıyla da sex eylemi dahilinde eşini de kendinni de tatmin edemeyen bir bireyin orgazm korkusu mevcuttur ve bu korkusunun nedeni bilinçaltına atarak fantazi dünyasında yücelttiği aşırı imgelem zorlanmasıdır. Yan etkisi erken boşalma ve mutsuzluktur. Eşlerin birbirlerini tensel açıdan çekici bulamamalarına neden olur. Yabancılaşma artar ve her iki birey de sorunu karşı tarafta arar ve kronikleştiğinde nedenin varolan eş ile birlikteliğin yürümemesine bağlayabilir. Pek tabii ki her çiftin mutlak surette ömür boyu tek eşlilik ile yaşayabileceği noktasında bir kesinlik yoktur. Ancak buradaki ana sorun orgazm korkusudur. Dolayısıyla eşler değişse de aynı sorun diğer birlikteliklerde de ilk birkaç aylık heyecandan sonra yerini doğal orgazm tepkisi ve gerçek cinsel-ruhsal birliktelik alamadığından yeniden türlü şekillerde ortaya çıkacaktır. Ancak toplum çiftlerin mutluluğunu değil, ailenin sürdürülebilmesi dogmasına takılır. Bunun diğer yan etkisi de toplumsal kararlarda da aynı tepkilerin davranışlarda yer etmesidir. Bilinçaltına atılmış dürtüler nedeniyle korku ve kaygılar farkedilemez ve varolan sorunlarda uzlaşmanın yerini çatışmalar alır. İşbirliği giderek zorlaşır. Sorunlar büyüdükçe bireyler sorunun nedenini sadece dışarıda ararlar. Suçlayacak kurban arayışları artar. Sinirceli kişilik yapıları nedeniyle de evlilik de evliliğin sona ermesi kararı da kıyamet senaryolarına benzemeye başlar. Hele bu sırada eşlerden biri ilgisini başkasına yönlendirirse üstelik de bunu yapan kadın olursa kıyamet kopar. Diğer eş de sinirceli olduğundan onu yeniden kazanmak için yeniden çaba göstermek yerine gerekirse rakibiyle mücadele yerine eşinin toplumsal konumunu kullanarak ondan intişkam alabilmek için türlü çatışmalara ve travmalara neden olacak arayışlara yönelir. Dolayısıyla bu yapı toplumun tümn bireylerinde de aynı kompleksler nedeniyle ortaktır. Yine dolayısıyla da bütün dogmatik toplumsal baskıların birincil kaynağıdır. Reich in aile kurumu eleştirisi bu temel üzerindendir. Bu nedenle de yozlaşmanın nedeninin cinsel özgürlük olduğu yanılgısı onun söyledikleriyle uyuşmaz. Modern toplumun yücelttiği kavram olarak cinsel özgürlük, eşlerin yüzüstü bırakılması ve sürekli yeni eş arayışı özgürlüğü değildir. Cinsel açıdan sağlıklı birey sürekli eş değiştiremez, çünkü her orgazm tepkisi çiftlertin birbirini dolaysız tanımalarına da newden olur. Ayrıca uzun süreli doğal cinsel yaşam çiftlerin aynı anda orgazm olabilmelerinin de, birbirlerini ve kendi haz mekanizmalarını anlayabilmelerinin de ve dolayısıyla aldıkları hazzın da katlanarak artabilmesinin de koşuludur. Aslında toplumda varolan evliliğe özendirmenin alt yapısında, düzenli cinsel yaşamın bireyin psikolojilerine olumlu katkısının da etkisi vardır ancak evlilik dışı cinsel ilişki tabu olduğundan ötürü bu olumlu bakış tam tersine bir etkide bulunur. Belki de ilk ilişkileri sırasında asla birlikte mutlu olamayacaklarını anlayacak olan çiftler bunu evlendikten sonra geri dönüşsüz bir biçimde farkederler. Ancak yine de evliliği sorgulayamaz,kendi eylemlerini savunmak zoruunda olmalarından ötürü de çatışmalar artar. Evlilikten sonra aşk ın bittiğine yönelik hurafenin nedeni budur. Toplumdan bağımsız flört döneminde çiftler daha rahattırlar. Ancak ilkel anaerkil toplumlarda dahi evlilik tamamen toplumsal bir mülkiyet kurumu olması nedeniyle anaerkil toplum gençleri evlilikten kaçınma eğilimindedirler olabildiğince. Öyle ki, örneğin Trobriandlarda Malinowski nin gözlemlerine göre evlilik kararı almış çiftler halk içinde el ele tutuşamazlar, birbirlerine cinsel sevgiyi çağrıştırabilecek eylemlere girişemezler. Oysa toplumsal açıdan :Tronriand ın anaerkil kabilelerinde ne evlilik öncesi cinsel yasak vardır, (hatta tersine kadının evlilik öncesi evlenmediği bir başka erkekten doğum yapması da olumlu karşılanır.) ne de gençlere dayatılmış cinselliğe karşıt bir ahlak mevcuttur. Sanıldığı gibi bu yozlaşmaya da neden olmaz, tersine görece daha sağlıklı oldukları için sürekli devam etmeyecek olsa da ilişkilerini son derece ciddiye alırlar. Yozlaşma, Modern toplumun ahlak yapısının sonucudur. Sex alemleri, pornografi vs. onların tatminsizliğinin yüzeysel boşalma fantazileridir. Evli çiftlerin çoğunluğu birbirini aldatır. Evlilik dışı ilişkilere girerler. Evlilikten önce de salt sex olsun diye birtakım cinsel eylemlere girişirler. Bunun sanıldığı gibi cinsel özgürlükle hiç bir alakası yoktur,tersine cinselliğin mühürlenmesi nedeniyledir. Batıdaki tek farklılık, kadınlara yönelik bekaret dayatmasının doğuya oranla daha az oluşudur. Ancak bu cinsel özgürlüğü getirmez, görece biraz daha kadına özgürlük getirir. Fakat bütün dogmalar aynen onlarda da özellikle de katoliklerde çok yaygındır. Dolayısıyla da bunun sonucu olarak batı toplumu legal ve açık pornografinin merkezi olmuştur. Aynı nedenlerden ötürü doğu toplumları da pornografinin en büyük talepçisi ve pazarı olmuştur. Dolayısıyla aileyi yozlaşmanın engelleyici etkeni görmek, cinsel özgürlüğe salt cinsel ilişkiye girebilme özgürlüğü olarak bakmak, sanılanın aksine dogmatik görüşlerin lehine olan yozlaşmanın kaynaklarını beslemektir. Batıda teşekkür ederiz diyenler kim, neye, ne için şükran sunuyorlar? Anarşist sanıp, egemen yapıya hizmet eder derken? Kim onlar? Çifte yanılgı ne? ...
saÄŸol.
Anarşist sanılarak egemen yapıya nasıl hizmet edildiğini yukarıda açıkladım. Teşekkür edenler ise yine aynı şekilde söylemlerde bulunarak aşağıda görüldüğü gibi,yeniden sex pol diyenlerdir ve bu son derece yanlıştır. Sex-pol'ün başarısızlığının ikinci nedeni neydi? En önemli eksiklik "cinsel devrimle" toplumsal devrim arasındaki bağın yeterince güçlü vurgulanamamasıdır. İzole bir aile eleştirisinin devrimci bir anlamı olmadığını yukarıda açıkladık. Cinsel potansiyellerin dışa vurulmasının da kendi başına devrimci anlamı olamaz. "Erkek" ve "kadın" kimlikleri aynı kaldığı sürece serbestçe dışa vurulan cinsel potansiyeller erkeğin kadın üzerindeki tahakkümünü pervasızlaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Cinsellik alanındaki ana sorun da yanlış tespit edilmiştir. Ana sorun cinselliğin bastırılması değil Foucoult'nun parlak bir biçimde ortaya koyduğu gibi egemen söyleme tabi kılarak maniple edilmesidir. Bu durumda cinsel potansiyellerin serbestçe dışavurumu "cinsel devrimin" kendisi değil olsa olsa bir ilk adım olabilir. Bu ilk adımın Avrupa'daki faturasını görünce "istemez teşekkürler" demek zorunda kalıyoruz.
Faturayı görünce feministler de haklı olarak "istemez teşekkürler" dedi. Cinsiyetçiliğe karşı mücadeleyi içermeyen bir cinsel özgürlük hareketinin devrimci olamayacağı gün gibi ortada. Öte yandan feministler de kendi açmazlarını görmek zorundalar. En önemli açmazları da anti-seksist erkeklerle ortak hareket zeminini reddetmeleridir. Cinsiyetçiliğe karşı mücadele de kendi başına devrimci olarak tanımlanamaz. Kapitalist sistem ve devlet için karar mekanizmalarının başındakilerin cinsiyet olarak erkek olmaları gerekmez. "Erkek gibi davransınlar yeter!" iktidar mevkileri için erkek egemenliğine karşı mücadele eden bir feminizm devrimci olamayacağı gibi, bazı kadınları iktidara taşısalar bile sonuçta gerek iktidar mevkilerini elde ediş gerekse mevkinin gereklerini yerine getiriş ve iktidar konumunu muhafaza ediş süreci yarışma - çatışma - tasfiye - tahakküm türünden erkek 'davranışlarını içerdiğinden erkek egemenliği kadınlar eliyle sürdürülecektir. İlk cümle tamamen, hatalı da demiyorum artık cehalet kaynaklı bir iftiradır. Toplumsal devrim denirken Marksizm mi kast edilmektedir? Marksizm ise üstyapının altyapıyya dayattığı cinsel ahlak ile pratikte mücadele etmeyi reddetmektedir Reich i dışlarken de bahanesi bu tür özgürlük arzularının karşı devrimci zevk düşkünlüğü olarak görme yanışlgısıdır. Bunu pek şaşırtyıcı bulmuyorum ben de Reich gibi, çünkü Marksistlerin hatta anarşisstlerin birçoğu da aslında psikologların birçoğunda olduğu gibi egemen söylemler açısından cinsel özgürlüğü anlamaktadır. Devrimcilik kutsal bir şey değildir önce herkes bunu anlamak zorundadır. Cinsel potansiyellerinb dışla vurulmasındaki abartı ve teşhirciliğin nedeni de yine cinsel özgürlüğün olmamasından kaynaklanır. Bu noktada yukarıdaki feminist söylemler batıda cinsel özgürlük olduğunu ama bunun iyi birşey olmadığının anlaşıldığını söylemekle gülünç olmakta, bir zamanlar Stalin in ortodoks yorumu tamamlayıp Marksizmin Sovyetlerde istisnasız yenilgisine neden olan "artık toplumsal dönüşümü tamamladık" saçmalığına benzemektedir. Foucault un bu konudaki popülist ve post modern cinsel düşünceleri ise sadece kendi koşullarına sahip entellektüeller arasında alkış toplayabilir olgulara somut birşey katmaz. Kendisi son derece iyi bir edebiyatçı olmasına rağmen son derece berbat bir sosyolog ve toplumbilimcidir, tüm insanların bohem hayatı yaşayabileceğini bu toplumsal koşullarda zannetmektedir. "şu dünyada genç delikanlıların aşkından daha güzel ne olabilir" diyen bu eşcinsel entellektüel için maalesef cinselliğin tüm varlığı da toplumsaldır hatta bunun toplum tarafından yaratıldığı şeklinde tuhaf düşünceleri yozlaşmış batı kültüründe ve eşcinsel mücadelenin alternatif cinsel arayışlarına düşünsel kaynak oluşturduğundan pek değerli görülmektedir. Ancak foucault un kendi cinsel seçimi nedeniyle cinselliği reddetmiş olması ve bunun cinsiyetçilikten çıkarılmasını karşı cinsler arasındaki cinsel dürtüyü de katacak şekilde otoriteye bağlayıp dışlaması ve bu noktada bazen Nietzsche den bazen de Marks dan faydalanması da salt onun subjektif cinsel anlayışının dışa vurumu olup edebi açıdan değerlendirilmelidir nesnel açıdan olgulara yaklaşıldığı yanılgısına düşülmemelidir. Maalesef feminist hareket içinde oldukça baskın olan erkek cinselliğinin bakış açısına olan tepki, seksist bakış açısını red olarak eşcinsel bakış açılarına alkış şekline de bürünebilmekte ve bunun özgürlüğü aşıp eşcinselliğin entellektüel bakış açısı içindeki lüzumsuz yüceltilmesi modası da yaygındır. Yani ataerkil egemen bakış diyerek erkekliği mi reddetmeli? Erkeğin dişiyi cinsel olarak algılayıp harekete geçmesi tamamen reddedilmeli mi? Bu mudur? Ya da kadının cazibesini sergilediği her davranışın erkek egemen cinsel anlayışın tuzağı olduğu mu düşünülmelidir? Egemen manipülasyon denilerek cinselliğin ve bunun dışa vurumlarının yadsınması gerçekten özgür cinselliği mi istemektedir yoksa yazgısına boyun eğmiş ve cinselliğin kendisini reddedişin ve yerine başka alternatifler uydurmaya çalışmanın göstergesi midir,egemen anlayış ile mücadele yöntemi denen şey bu mudur yani? Foucault bunları öne sürmektedir türlü yazılarda ve feminist hareketi de arkasına almıştır bir çok yönden. Ancak bu sadece Focault un narsist egosudur maalesef. Bundan ötürü onu yargılayamayız ancak onu tamamen haklı da göremeyiz. Çünkü asıl teşekkür ederim almayayım dememiz gereken şey şey tam da bu eşcinselliğin aristokratik yüceltilmesi ve cinselliğin objeleştirilmesine karşılık bir pasif direniş olan aseksüel yaklaşımlardır ve tamamı daha tehlikeli olan psikotik rahatsızlıkların,sado-mazo eğilimlerin nedenidirler. Çifte yanılgı da budur hem batının cinsel cennet olduğu yanılgısı, hem de egemen görüşe karşı seksistliğin reddinin eşcinselliğin yüceltilmesi yoluyla yapılması ve bu şekliyle de cinselliğin özgürlüğe kavuşturulabileceği yanılgısı. |
|